Üniversitemiz Arkeoloji Bölümü’nün bilimsel katkısı ile Haziran ayı başından bu yana devam eden çalışmalar, Bilecik’te günümüzden 9000 yıl önce bir yerleşmenin olduğunu kanıtladı. Arkeolojik kazılar hem Bilecik’in bilinen tarihini 4000 yıl geriye çekti hem de yerleşme Batı Anadolu’da bilinen en eski yerleşim yerlerinden biri konumuna geldi. Çapları 3 ila 4 metre arasında değişen yuvarlak şekilli barınaklar ile avlu alanlarında işlik yerlerinin tespit edildiği kazılarda taş, kemik ve pişmiş topraktan üretilen çeşitli aletler de ele geçirildi.

 

2020 çalışmalarının en önemli bulgusu olarak karşımıza çıkan bir insan iskeleti ise bilinen İlk Bilecikli olmasının yanında Batı Anadolu’da yerleşik hayata ait ortaya çıkarılmış en eski ergen insana ait olması açısından önemli. Barınakların arasında bir avlu tabanına açılmış çukura gömülmüş iskelet, güneybatı kuzey doğu doğrultusunda hocker pozisyonunda (cenin pozisyonu) yatmaktadır. Gömünün, muhtemelen 14-18 yaşları arasında ergen erkek bir bireye ait olduğu tahmin edilmektedir.

 

İskeletin ilk incelemesi Üniversitemiz Arkeoloji Bölümü Prof. Dr. Turan Efe Laboratuvarında gerçekleştirilip, TÜBİTAK tarafından yaş tayini analizleri gerçekleştirilecektir. Detaylı inceleme ise Hacettepe Üniversitesi Biyolojik Antropoloji Laboratuvarında, Prof. Dr. Yılmaz Selim Erdal tarafından gerçekleştirilecektir. Hacettepe Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi ortaklığında yürütülen bir Avrupa Araştırma Konseyi projesi kapsamında DNA incelemesi de yapılacak iskelet üzerinden çıkacak sonuçların, Neolitik Dönem’de bilginin batıya doğru aktarımı konusunda yeni ve önemli bilgiler vermesi beklenmektedir.

 

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izinleriyle Bilecik Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Üniversitemiz Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Erkan Fidan’ın ve Arkeoloji Bölümü öğrencilerimizin bilimsel katılımı ile gerçekleştirilen kazılara, Üniversitemizle birlikte Bilecik İl Kültür Müdürlüğü ve Bilecik Belediyesi destek vermektedir. 2021 yılında planlanan kazı çalışmalarının ardından, alanın bir açık hava müzesine dönüştürülerek bölge turizmine önemli bir katkı sunması amaçlanmaktadır.